YERYÜZÜNÜ SARAN MUCİZE: TOPRAK

C:\Users\kişi\Desktop\kenar susu.jpgGüneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'dir. Kütlesi Dünya'nın 318 katı kadar olan Jüpiter bir gaz gezegendir. Delici bir soğuğun hüküm sürdüğü, üzerinde yüzlerce yıl süren korkunç fırtınaların yaşandığı, manyetik alanı ile her canlıyı anında öldürecek bir gezegenin böyle olmasının en büyük nedeni üzerinde kaya veya toprak olmaması yani sadece gazdan meydana gelmesidir.

Dünyamız ise toprağın varolduğu ve bu toprağın içinden sayısız yiyeceklerin çıktığı, nimetler dolu bir gezegendir. Toprağın insanlar için ne kadar büyük bir nimet olduğunu sadece bu örneğe bakarak bile anlayabiliriz.

Allah, içinde birçok bereketler kıldığı toprağı insanın emrine vermiş ve birbirinden farklı sayısız çeşitteki ürünü topraktan çıkarmıştır. Toprak binlerce bitkiye canlılık veren ve yeryüzünün doğal zenginliğini oluşturan özel bir besin deposu gibidir. Yüzlerce çeşit meyve ve sebze; hepsi de aynı topraktan çıkmasına rağmen her birinin rengi, şekli ve lezzeti birbirinden farklı farklıdır. Böyle bir maddeyi en son teknolojik imkanları kullanarak dahi yapay olarak meydana getirebilmek imkansızdır.

Allah Kuran ayetlerinde toprağın insanlar için önemli bir yaratılış delili olduğunu şöyle bildirmektedir:

Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler. Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık: Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine şükretmiyorlar mı? (Yasin Suresi, 35)


Yüce Allah'ın tüm insanlara büyük bir rahmeti olan toprağın oluşum sürecinde 1 cm'lik toprak için yaklaşık olarak 150-350 yıl geçmesi gereklidir. Topraktan verim almak ve üretim yapabilmek için ise en az 60 cm toprağa ihtiyaç vardır. Tüm bunların yanı sıra tarım toprağı en uygun şartlar altında 20.000 yılda oluşur. Bu da bize toprağın ne kadar değerli bir hazine olduğunu göstermektedir.



TOPRAĞIN İÇİNDEKİ DÜZEN


Allah'ın yarattığı tüm canlılarda ve sistemlerde olduğu gibi toprağın içinde de kusursuz bir düzen vardır. Örneğin, toprakta periyodik olarak kuruma ve nemlenme olayları gerçekleşir. Bunun yanı sıra toprakta bulunan parçacıkların toprak içinde devamlılığını sağlayan iki şart bulunmaktadır; nemlenme-hidrasyon ve kolloidler (kil mineralleri, demir ve magnezin kolloidal oksitleri, organik maddeler)

Toprakta yaşayan mikroorganizmaların ve solucanların çıkardığı yapışkan salgılar ise toprağın devamlılığını sağlayan diğer önemli faktörlerdir.


TOPRAKTAKİ KOMPLEKS YAPI


Dış görünüşündeki sadeliğin aksine, toprak oldukça kompleks bir yapıya sahiptir ve kendi içinde dev bir ekolojik sistemi barındırır. Toprağın bileşenleri içinde çeşitli mineraller, oksijen, su, humus gibi maddeler, bitki ve hayvan artıkları yer alır. Bunların yanı sıra bir de toprağın canlı kısmı vardır ki toprağa temel özelliklerini veren maddeler ve bileşikler bu kısımdan gelir. Bunların arasında da bakterilerin, mantarların ve diğer mikro organizmaların yapmış oldukları kimyasal işlemler sonucunda ortaya çıkan maddeleri ve elementleri saymamız mümkündür. Dikkat edersek, toprak pek çok farklı element, kimyasal madde ve mikro organizmanın bir araya gelmesiyle oluşan mucizevi bir karışımdır. Tek başına hiçbir etkisi olmayan element ve organizmaların bir araya gelmesiyle hem bizler hem de ekolojik denge için hayati öneme sahip özel bir madde ortaya çıkmıştır. Toprağın faydalı ve verimli olabilmesi için, içinde bulunan maddeler ve bunların oranları çok özel bir biçimde yaratılmıştır.


C:\Users\kişi\Desktop\My Pictures\MANZARA\Tabiat_093.jpg Tüm bu bilgiler bize, toprağın tesadüfler sonucunda meydana gelmesinin mümkün olmadığını, Allah'ın üstün ilim ve kudretiyle yaratmasının bir sonucu olduğunu göstermektedir.

Toprağın üzerine sadece su dökülmesi bile topraktan pek çok bitkinin çıkması için yeterli olmaktadır. Dünya üzerinde her yıl milyonlarca ton sebze, meyve, ağaç ve bitkinin devamlı olarak yetişmesi toprağın içinde meydana gelen kimyasal işlemlerin yoğunluğu hakkında bir fikir vermektedir. Yalnızca bu muazzam gerçeği tefekkür etmek dahi insanın Allah’ın ilmini, kudretini ve rahmetini gereği gibi takdir edebilmesi için önemli bir vesiledir. Allah bir Kuran ayetinde şöyle haber vermiştir:

Görmüyorlar mı; Biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir? Yine de görmüyorlar mı? (Secde Suresi, 27)



TOPRAĞIN YAPISI YAŞAM İÇİN SON DERECE ELVERİŞLİDİR


Toprak birbirine yapışma eğilimi gösteren çeşitli büyüklükteki parçacıklardan oluşur. Bu parçacıklar arasındaki yapışma kuvveti o kadar güçlüdür ki, ancak mekanik olarak belirli bir kuvvet uygulanarak birbirlerinden ayrılabilirler. Bunun yanında toprakta tamamen birleşmiş olan parçacıklar da vardır ki, bunların birbirlerinden ayrılmaları söz konusu değildir. Kümeleşmiş olan topak halindeki bu parçacıklar toprağın yapısal özelliğini oluştururlar ve toprak içinde belli bir düzen içinde dizilirler. Bu parçacıklar birbirleriyle birleşerek ya da birbirlerine yapışarak toprağın yapı ünitelerini yani daha büyük toprak taneciklerini oluştururlar. Elbette ki bu işlemin gerçekleşmesi oldukça kompleks bir olaydır ve pek çok kimyasal bağ sonucunda meydana gelmektedir.

Toprak parçacıklarının birbirlerine yapışık bir şekilde durmaları ve hiçbir şekilde birbirlerinden ayrılmamaları toprağın, kum gibi gevşek ve dayanıksız bir madde olmasını önlemektedir. Toprak bu özelliği sayesinde dış baskılar altında dağılmaya ve ezilmeye karşı kolaylıkla dayanıklılık gösterebilmektedir. Toprağı kolaylıkla ekip-biçebilmemiz, yapı malzemesi olarak pek çok yerde kullanabilmemiz, üzerinde rahatlıkla yürüyebilmemiz, dev ağaç köklerinin ve her çeşit bitkinin toprak tarafından tutulabilmesi tamamen toprağın bu yapısal özelliğinden kaynaklanır.
Yeryüzünde bulunan tüm yiyecekler Allah’ın insanlara toprak vesilesiyle, sunduğu birbirinden güzel nimetlerdir. İnsanlar için hem hayati önem taşıyan hem de estetik yönleriyle iman edenlere cenneti anımsatan bu nimetler; müminlerin cennete kavuşma arzularını artırarak Allah’a şükretmelerine de vesile olmaktadır. 

Allah’ın yarattığı tüm canlılarda ve sistemlerde olduğu gibi toprağın içinde de kusursuz bir düzen vardır. Yüce Rabbimiz, kullarına en güzel nimetleri bağışlamak için mikroorganizmaları vesile ederek toprağı verimli kılmış, bu eşsiz örtüden insanın damak zevkine ve vücudunun ihtiyacına birebir uyan mineral ve vitamin kaynağı rızıklar sunmuştur.



TOPRAĞIN SICAKLIĞI


Toprağın sıcaklığı, içindeki ve üzerindeki yaşamın varlığı için çok büyük önem taşımaktadır. Toprağın içindeki mikroorganizmaların faaliyetleri, organik maddelerin parçalanması, kimyasal olayların devamı, toprağın uygun nem ve sıcaklıkta olmasıyla mümkün olmaktadır. Bir başka deyişle toprak donarsa içindeki tüm yaşamsal faaliyetler de sona erer.

Toprağın sıcaklığı ise güneşten gelen enerjinin tutulmasına ve yansımasına bağlıdır. Isının tutulması toprağın çeşidi ile yakından ilişkilidir. Örneğin koyu renkli topraklar enerjinin %80'ini tutarken, açık renkliler %30'unu tutmaktadır.

Toprağın ısınma ve soğuma kapasitesi renginden başka, içerdiği su miktarına ve yüzeyini örten organik maddeler ve bitki örtüsüne de bağlıdır. Bu nedenle toprağın nem oranının artması sıcaklığının artmasında çok büyük bir öneme sahiptir.


TOPRAKTA SUYUN TUTULMASI


Toprağın içinde bulunan suyun varlığı, bitkilerin yetişmesi, biyolojik faaliyetler ve bunların devamlılığı, ayrışma ve iyon alış-verişlerinin sağlanması için çok büyük bir önem taşımaktadır. Bir başka deyişle içinde su bulunmayan toprakta hayat yoktur.

Topraktaki suyun kaybedilmeden tutulması son derece önemlidir. Toprağın içinde belli miktarda bulunan suyun oluşturduğu toprak çözeltisi besin elementlerini taşıyan yararlı bir çözeltidir.

Allah Kuran'da şu şekilde bildirmiştir: "Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden O'dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve ona çıkanı bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir, Allah, yaptıklarınızı görendir." (Hadid Suresi, 4)

Toprakta suyun tutulması iki işlemin devreye girmesi ile gerçekleşir. Bunlardan ilki adhezyon olarak adlandırılır. Adhezyon; Katı toprak parçacık yüzeylerinin suyu çekme kuvvetidir yani toprağın yüzeyinin suyu çekme işlemidir. Su, toprak parçacıklarının iç ve dış yüzeyinde bulunan elektriksel alanlardaki e-lektrostatik kuvvetlerle tutulmaktadır. Havadaki tozlarda bile bulunan bu su çok az hareket eder. Bu nedenle bitkiler için faydalı değildir. Bitkiler de bunu bilircesine bu suyu bünyelerine almazlar.

Diğer işlem ise kohezyon olarak adlandırılır. Adhezyondan farklı olarak su moleküllerinin birbirini çekme işlemidir. Su molekülleri arasındaki hidrojen, iyonu bağlayıcı görev görür ve böylece kohezyon suyu toprak parçacıklarını bir film gibi sarar. Adhezyon suyuna göre hareketli ve enerjisi de fazladır.
 
C:\Users\kişi\Desktop\My Pictures\MANZARA\orman2.jpgToprakta suyun tutulması suyun toprak içindeki basıncına bağlıdır. Suya doymuş topraklardaki su, basınç altındadır. Böylece gözeneklerdeki su yüksek basınçtan alçak basınca doğru yerçekiminin de etkisiyle kolaylıkla akmaktadır. Bu yüzden bu topraklarda belli aralıklarla açılan çukurlar ile suyun basıncı düşürülür. Suya doymuş olmayan topraklarda ise suyun hareketi çok yavaştır ve genelde toprak parçacığını saran film tabakasındadır.

Suyun hareketi sınırlı alanlardadır. İyi havalanmış topraklarda bitkilerin suyu emebilmesi için bitki köklerinin tüm toprak yüzeyine yayılabilmesi gerekir. Allah tüm bu fizik kurallarının işleyişini suyun kullanımına birer vesile kılmış ve sudan yoksun kalındığında onu Kendisi'nden başka gücün geri getiremeyeceğini bir ayette şöyle bildirmiştir: "De ki: "Haber verin; eğer suyunuz yerin dibine göçüverecek olsa, bu durumda kim size bir akar su kaynağı getirebilir?" (Mülk Suresi, 30)

YER ALTINDAKİ DEV LABORATUVAR


Toprak sadece organik maddeler ve toprak parçacıklarından meydana gelmiş bir sistem değildir. Toprakta yaşayan mikroorganizmalar da bu sistemin önemli bir parçasıdırlar. Bir örnek vermek gerekirse, 1 çay kaşığı toprakta yaklaşık 4.000 çeşit mikroorganizma bulunmaktadır.

Topraktaki mikroorganizmaların yoğunluğu ve yapmış oldukları bazı kimyasal işlemler toprağın verimliliği üzerinde büyük rol oynar. Bu canlılar topraktaki bitkisel ve hayvansal artıkları parçalayarak ayrıştırır, böylece hem enerji ihtiyaçlarını karşılar hem de bitkiler için gerekli olan besin maddelerini bitkilerin alabilecekleri bir şekle dönüştürmüş olurlar. Çünkü topraktaki bitki ve hayvan artıklarının içerdiği besin maddeleri, özellikle de nitrojenli bileşikler ve mineraller, bitkilerin hemen alıp kullana bilecekleri bir yapıda değildir. Ancak, bitkiler için sorun olan bu durum mikroorganizmalar tarafından çözülmekte ve toprak besince zenginleştiğinden verimli bir hale gelmektedir.

TOPRAĞIN TEMİZLEYİCİ ÖZELLİĞİ


Suyun gözle görülebilen kirleri ve görülemeyecek kadar küçük olan bakterileri temizleme özelliğinin yanında insanı rahatlatan bir başka özelliği daha vardır. Su, insanın üzerinde biriken, insana yorgunluk ve halsizlik hissi veren statik elektriğin de vücuttan atılmasını sağlar. İnsanın, bedeninde oluşan statik elektriği açık bir şekilde görmesi mümkün değildir. Ancak statik elektriğe; saçımıza sürdüğümüz tarakta, arabadan indiğimizde tuttuğumuz kapı kolunda, televizyon ekranına elimizi sürdüğümüzde rastlarız. Normalde vücudun tümüne hakim olan statik elektrik dengesi, sağlıklı bir vücudun koşuludur. Gerek havadaki özellikler, gerekse de günlük hayatımızda bolca kullandığımız plastik hammaddeli giyim ve eşyalar bu dengeyi bozucu niteliktedir. İnsan yıkandığında ise üzerinde biriken bu statik elektrikten kurtulur, bu nedenle de tüm vücudunda hafiflik ve rahatlık hisseder.

Suyun bu işlevini toprak da görür. Nitekim elektrikte 'topraklama' adı verilen terimin anlamı da statik elektriğin kontrolsüz bir enerji olmasından dolayı, aletlere olumsuz etkide bulunmaması için toprağa boşaltılmasıdır. Bu nedenle toprak yalnızca kirden değil elektrik yükünden de arındırıcı özelliğe sahiptir. Allah'ın Kuran'da abdest almak için su bulunamadığı takdirde elleri toprağa sürerek teyemmüm yapılmasını emretmesinin bir hikmeti de bu olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)



TOPRAĞIN TİTREŞİP – KABARMASI


1827 yılında Brown adında bir İngiliz bilim adamı yağmur damlaları toprağa düştüğünde, toprak moleküllerinde bir tür silkelenme ve titreşim meydana geldiğini keşfetmiştir. Buna göre:

  • Toprak, farklı metalik element türlerini içeren çeşitli molekülleri içinde barındıran bir sistemdir. Yağmur, toprağın içindeki bu metalik elementlerin iyonlaşmasına sebep olur. Bu iyonik moleküller, yağmur yağdığında sarsılıp titreşirler.
  • Farklı yönlerden gelen su damlaları, bu moleküllere çarptıkça onlar da suyu emerler ve böylece boyutları büyür.
  • Büyüyen damlalar, kısa sürede toprağın içerisindeki suyun mineral depolarına dönüşürler.
  • Bitkiler de su ihtiyaçlarını 2–3 ay için bu depolardan karşılarlar. Eğer bu depolar oluşmasaydı, su, toprağın derinliklerine sızacak ve bitkiler en geç 1 hafta içerisinde kuruyarak öleceklerdi.
  • Burada dikkat çekilmesi gereken önemli nokta ise, toprağın bu özelliğinin Kuran’da “titreşip-kabarma” tabiriyle açıkça bildiriliyor olmasıdır. Bilim adamlarının yaklaşık 2 yüzyıl önce keşfettikleri bu olay, 14 yüzyıl önce indirilmiş olan Kuran'da şöyle haber verilmiştir:


“... Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.” (Hac Suresi, 5)

TOPRAKTAN ÇIKAN EŞSİZ NİMETLER


Birbirinden lezzetli meyveler, insan vücudunun gereksinim duyduğu vitamin ve mineralleri içeren çok faydalı sebzeler, mis gibi kokan renk renk çiçekler, göz alabildiğine uzanan eşsiz güzellikteki ağaçlarla dolu bahçeler...

Bu renkli, güzel kokulu, besleyici özelliklere sahip olan nimetler kapkara topraktan filizlenmekte, katı bir tohumun içinden çıkmaktadır. Ayrıca aynı toprakta yetişip aynı su ile sulanmalarına rağmen çok farklı besin değerlerine, vitamin ve mineral içeriklerine sahiptirler. Yalnızca bunu düşünmek bile Allah’ın yaratışındaki kusursuzluğu kavramak için yeterlidir. Bu gerçek, Kuran’da şöyle bildirilmiştir:

“Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde(ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.” (Rad Suresi, 4)

Bir bitkinin gelişmesi için gerekli elementlerin sayısı 16 civarındadır. Bitkiler bunlardan bir kısmını havadan (karbondioksit, hidrojen, oksijen) bir kısmını da topraktan alırlar. Topraktan alınan elementler, havadan alınanlara göre çok daha az olmalarına rağmen bir tanesinin bile yokluğu veya eksik alınması bitkinin gelişmesini son derece olumsuz etkilemektedir.

SONUÇ: TOPRAK BİR YARATILIŞ HARİKASIDIR

Eğer yeryüzü yalnızca suyla örtülü olsaydı, canlılar üzerinde yaşayamazlardı. Eğer sadece kaya ve taşlardan ibaret olsaydı, canlılar topraktan olduğu gibi bunlardan istifade edemeyecek, ayrıca sert bir zeminde yaşamak da çok rahatsız edici olacaktı. Ayrıca hiçbir şekilde günlük hayatımızda toprak ve topraktan elde edilen yapı ve sanayi ürünlerinden faydalanamayacaktık. Oysa sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz yeryüzünü ne su gibi yumuşak ve akıcı, ne de kaya gibi sert olarak yaratmıştır. Toprak, yapısı, yumuşaklığı, sertliği ve içeriği açısından insanların ve tüm canlıların üzerinde yaşayabilmesi için olabilecek en uygun niteliktedir. Büyük İslam alimlerimizden Bediüzzaman Said Nursi de toprağın olabilecek en uygun yapıda yaratıldığını şöyle belirtmiştir:

"Asl-ı hikat-ı arz şöyledir ki: Su gibi bir madde, emr-i İlahi ile incimad eder (katılaşır), taş olur. Taş izn-i İlâhi ile toprak olur… Arz lafzı toprak demektir. Demek o su çok yumuşaktır, üstünde durulmaz. Taş çok serttir, ondan istifade edilmez. Onun için Hakim-i Rahim, toprağı taş üstüne serer, zevilhayata (canlılara) makarr eder."

Hiç kuşkusuz ki, dilediği her şeyi dilediği anda ve benzersiz bir şekilde yaratan Yüce Allah, bir avuç toprakta bile bize Kendi varlığının ve benzersiz yaratışının delillerini göstermektedir. Haşr Suresi’nde buyrulduğu gibi, Yüce Allah her şeyi en güzel şekilde yaratmaktadır:

“O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.” (Haşr Suresi, 24)


http://bp1.blogger.com/_qK_Zui1UM9E/SGY_zqhvHKI/AAAAAAAACcw/mt_OZB9KKRs/s400/tarla+(17).jpg


Her şeyi en ince ayrıntısına kadar kusursuzca yaratan Yüce Rabbimiz insanların ve tüm canlıların topraktan kolaylıkla istifade edebilmeleri için toprağı bu özelliklere sahip olarak yaratmıştır. Bir Kuran ayetinde her şeyin kusursuzca ve en güzel biçimde yaratıldığı şu şekilde bildirilmektedir:

O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)